23 Ocak 2015 Cuma

Normalize Eden Jenerasyon

    Bugün arkdaşımla Kadıköy'de dolanıyoruz o sırada eski jenerasyon ile yeni jenerasyonu, biz orta jenerasyon olarak merceğe aldık. İlk başta arkadaşım "Bizim zamanımızda kızlar bu kadar açık saçık değildi." diye klişe bir söz atarak girdi. Hemen bu sözü düşündüm ve eski jenerasyonun bizim hakkımızda da böyle sözler söylediğini hatırlattım arkadaşıma. Üzerinde fazla durulacak bir şey olmadığını. Zamanla iletişimin gelişmesiyle insanların bir biriyle daha yakın olduğunu. Hele ki kadınların kıskançlık organlarının etkisiyle birbirini çekemeyip, caddeleri soyut bir podyuma çevirdiğini söyledim. Hatta bunun üzerine biraz daha düşünüp 500 metre yürüdükten sonra daha kapsamlı bir teori oluşturmama izin vermesini istedim.
    Şimdi, 2 kahve ve 1 nane-limon  içtikten sonra(Soğukta yürüdüğüm için hasta oluyorum galiba.), arkadaşımın dediği durumun ne babadan oğula geçen genetik kod olduğunu ne de sonradan bunu öğrendiklerini düşünmüyorum. Çocukluklarından beri yeni dünyanın ayaklarına getirdiği iletişim denizinde tekne misali dalgaları yara yara gezdiklerini, sanki bu tekne onların doğduğu evmiş ve her bir parçasını, nasıl süreceklerini her zaman biliyorlarmış gibi hissediyorlar. Çabuk öğreniyorlar, soruların cevaplarını hızlı alıyorlar. Anneleri, babalarından öğrenmesi gereken mahrem konuları, internette aratarak çekinip utanma zahmetine girmeden öğrenebiliyorlar. Bunları çabuk aşıyorlar, olağanlaştırıyorlar. Hatta bu mahrem konularla dalga geçip normale indirgiyorlar.
     Her yerde internet, herkeste cep telefonu var artık. Elimizde ise tapuları yıkan ve mahremiyeti normalleştiren, olağanlaştıran bir yeni jenerasyon bulunuyor. Eski jenerasyon ile bu yeni üretim normalize eden jenerasyonu birleştirdiğimizde ise arada "Bu yeni nesil nereye gidiyor." diyenler de çıkıyor "Hala Facebook'un yok mu?" diyenler de.

22 Ocak 2015 Perşembe

Kah Ordan Kah Burdan

       Merhaba, beni okuyan HİÇKİMSE. Bugün yatarken bir şeyler yazmak geçiyordu içimden. Yatağımda bir o yana bir bu yana dönerken düşünceler kafamın içinde geziyor şekil veremiyordum.
Sonunda yazmaya karar verdim. Bu blog işini tam anlayamadıysam da şimdi yazıyorum...
       Burada neler yazacağım, kah güncel haberlerden bahsedeceğim kah pek fazla ilgilenmediğim
spordan bahsedeceğim arada bir siyasi olaylardan konu açacağım(Recebimin gönlü kalmasın diye.)
ya da siyaset haberlerinden sıkılmış vatandaşlarımızın yaptığı gibi(ki bu Türkiye'nin %90'ı olur) magazinden konu açacağım. Sonuç olarak düşüncelerimi burada toplayacağım.
        Hala okumaya devam etmekte ısrar eden arkadaşlar için niye blog ismimin Noktalı Virgül olduğunu açıklayacağım. Sıkılıp bırakanlar zaten olmaz olsun!(Artık okumadıkları için arkalarından konuşabilirim.) Yazmayı kararlaştırdıktan sonra aklıma bir şey takıldı, dedim  ki kendi kendime "Lan ben noktalama işaretlerini nasıl koycam?". Evet bu konuda biraz eğitimsizim(öküzüm). Artık bu yokuşu tırmanırken siz okuyucuların bana bu konuda yardım etmenizi umuyorum.