Şimdi, 2 kahve ve 1 nane-limon içtikten sonra(Soğukta yürüdüğüm için hasta oluyorum galiba.), arkadaşımın dediği durumun ne babadan oğula geçen genetik kod olduğunu ne de sonradan bunu öğrendiklerini düşünmüyorum. Çocukluklarından beri yeni dünyanın ayaklarına getirdiği iletişim denizinde tekne misali dalgaları yara yara gezdiklerini, sanki bu tekne onların doğduğu evmiş ve her bir parçasını, nasıl süreceklerini her zaman biliyorlarmış gibi hissediyorlar. Çabuk öğreniyorlar, soruların cevaplarını hızlı alıyorlar. Anneleri, babalarından öğrenmesi gereken mahrem konuları, internette aratarak çekinip utanma zahmetine girmeden öğrenebiliyorlar. Bunları çabuk aşıyorlar, olağanlaştırıyorlar. Hatta bu mahrem konularla dalga geçip normale indirgiyorlar.
Her yerde internet, herkeste cep telefonu var artık. Elimizde ise tapuları yıkan ve mahremiyeti normalleştiren, olağanlaştıran bir yeni jenerasyon bulunuyor. Eski jenerasyon ile bu yeni üretim normalize eden jenerasyonu birleştirdiğimizde ise arada "Bu yeni nesil nereye gidiyor." diyenler de çıkıyor "Hala Facebook'un yok mu?" diyenler de.